Azcuk peşin, gerisi Allah kerim… Gazetelerin sayfaları bir süredir boy boy, yeni inşaat projeleri ile dolu. Keza televizyon da. Şu kadar peşin, ev senin… Gerisi nasıl ödenir? O da Allah kerim! Bu sitede herkes evde çünkü sitedeki aktiviteler onlara yetiyor. Buna benzer bir sürü ilan. Hiçbiri sıradan gözükmüyor. Yakından da öyle. Hepsinin içleri gıcır gıcır, mutfakları kadınları baştan çıkarıyor, aktivite vaatleri erkekleri. Sizden daha çok sizi düşünen bir zekanın ürünüler. Hatta okullar bile yapılmış yakınlara. Bin bir aktiviteli kompleksler bunlar. Ne yapacağını şaşırmışlar içlerine. Parklar, bahçeler, süs havuzlu yollar, dereler geçen sokakçıklar, köprüler, dinlence, eğlence mekanları. Ev değil beş yıldızlı kamp mübarekler.
Ha bir de tüm yeni yapılan evlerin, sitelerin muhakkak havuzu var. Havuzların kenarında güneşlenen ne hikmetse havuzsuz konsept görmedim, çamurdan da olsa bir havuzcuk yapılıyor, rahat şezlonglarında yatan, küçük havuzda çocuğunu oynatan insan figürleri de ihmal edilmiyor bu resimlerde. Gösterişli mimari, muhteşem işçilikler, insanın yaşamına ve rahatına ilişkin her şeyin düşünüldüğüne dair tüm detaylar hemen hemen hepsinde mevcut.
Oysa söylemlerdeki gizli imgeler satır aralarından fışkırarak şunu söylüyor adeta: Burada yani bu taş yığınında hayat muhteşem! Senin için en iyisini biz düşündük! Bak bu kocaman kat kat binada sen de yaşamda hakkettiğin yeri al istiflen… Hadi ama geç kaldın! Bak boş zamanlarında bu su dolu çukurlarda pardon havuzlarda hiç tanımadığın komşularınla birlikte yüzecek, şehrin göbeğinde bronzlaşırken zahmet çekmeden tatilini ayağına getireceksin… O kocaman gökdelenin 25.katında pencere kenarından bit kadar gözüken insanlara bakıp, yerden iki derece kadar daha düşük ısıdaki balkonunda çayını yudumlarken, bu yaşam cennetinin bir ay sonraki kredisini nasıl ödeyeceğini düşünürken hayatın tadını çıkaracaksın… Hele çocukların!O sıcak günlerde nasıl da neşeyle oynaşacaklar bu havuzlarda, o güzelim bahçelerdeki yemyeşil çimenlerin üstünde yuvarlanırken sen megafonla onları yemeğe çağıracaksın…
Her şey senin için, her şey ailen ve senin için…
İğneler bir yana elbette tercihlere ve beğenilere saygı duyulmalı. Lakin, lakin biz insanoğlunun doğasına aykırı bir şeyler yok mu sizce de? İnsan oturduğu yerden gökyüzünü görmeli, toprağın kokusunu duyabilmeli bence. Elektrikler gittiğinde asansörsüz inip çıkabilmeli evinin merdivenlerini. Azıcık nefes nefese kalabilmeli elindeki poşetleri taşırken. Mümkünse toprağın yetiştirdiklerini görmeli penceresinden. Hiç olmazsa bir ağaç dalı, bir kör çalı veya biraz yeşillik olabilmeli görüş mesafesinde. Bir kuşun cıvıltısını duyabilmeli yakınlardaki bir ağaca konan, yuva yapan, ya da geçerken uğrayan. Yağmurun toprakta bıraktığı kokuyu duyabilmeli burnu, çiçeğin rengini cinsini ayırt edebilmeli bakarken dışarıya gözleri. Camını açtığında gerçek hava sıcaklığını anlayabilmeli, yürüyen insanların üstlerindekini görebilmeli. |